40,2607$% 0.13
46,7252€% 0.08
53,9495£% 0.21
4.320,96%0,56
3.334,69%0,33
10.219,40%-0,06
ABD’de Demokratların ara seçimlerde Kongre’nin iki kanadında çoğunluğu kazanması, Washington-Ankara hattında yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Trump yönetiminin önümüzdeki iki yılda Kongre’de daha güçlü bir muhalefetle karşılaşması beklenirken Türkiye’nin F-35 programına dönüşü, CAATSA yaptırımları ve savunma sanayii ilişkileri yeniden tartışma konusu olabilir. Uzmanların Ankara’ya mesajı ise oldukça net: Artık yalnızca Trump üzerinden yürütülen diplomasi yeterli olmayabilir.
ABD’de 3 Kasım’da gerçekleştirilen ara seçimlerde Demokrat Parti’nin hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da çoğunluğu kazanması, Donald Trump’ın başkanlığının kalan iki yılı açısından önemli bir siyasi gelişme oldu.
Trump Beyaz Saray’daki görevini sürdürecek ancak Kongre’deki çoğunluğu kaybetmesi, yönetimin yasama sürecinde daha fazla engelle karşılaşabileceği anlamına geliyor.
Demokratların kontrolündeki Kongre, Trump yönetimine yönelik soruşturmalar başlatabilir, bazı anlaşmaların ve politikaların önüne engeller çıkarabilir. Yeterli siyasi ve hukuki koşullar oluşursa yeni bir azil süreci de gündeme gelebilir.
Ancak seçimle ortaya çıkan yeni tablo, yalnızca ABD iç siyasetini değil, Washington’ın dış politika önceliklerini ve Türkiye ile ilişkilerini de etkileyebilir.
Yeni Kongre üyelerinin Ocak 2027’de göreve başlamasıyla birlikte bu değişimin somut sonuçlarının görülmesi bekleniyor.
Türkiye açısından en kritik başlıklardan biri savunma sanayii yaptırımları ve F-35 programı.
Trump, Temmuz ayında NATO zirvesi öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede Türkiye’ye yönelik savunma sanayii yaptırımlarının kaldırılması ve Ankara’nın F-35 programına geri dönmesi gibi konuların gündeme gelebileceğine ilişkin mesajlar vermişti.
Ancak Demokratların Kongre’de çoğunluğu kazanması, bu vaatlerin hayata geçirilmesini zorlaştırabilir.
Brookings Enstitüsü Türkiye Projesi Direktörü Aslı Aydıntaşbaş’a göre Ankara’nın artık yalnızca Trump ile kurduğu kişisel ilişkiye güvenerek hareket etmesi yeterli olmayacak.
Aydıntaşbaş, Türkiye’nin Demokrat Parti ve Kongre ile de ilişki kurması, kişisel temaslardan ziyade kurumsal diplomasiye yönelmesi gerektiğini savunuyor.
Uzmanın dikkat çektiği temel nokta şu: Trump’ın önümüzdeki dönemde İran ve Rusya-Ukrayna savaşı gibi daha büyük dış politika meselelerine yoğunlaşması bekleniyor. Bu nedenle Türkiye’nin talepleri Washington’da eskisi kadar öncelikli olmayabilir.
Türkiye-ABD ilişkilerinin önündeki en önemli sorunlardan biri 2019 yılında Rusya’dan satın alınan S-400 hava savunma sistemi.
Türkiye, bu alım nedeniyle F-35 programından çıkarılmış ve ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamında yaptırımlara maruz kalmıştı.
İstanpol Enstitüsü Dış İlişkiler Koordinatörü Riccardo Gasco, Demokratların Kongre’deki çoğunluğunun Trump’ın Türkiye’ye yönelik vaatlerini gerçekleştirmesini zorlaştırabileceğini düşünüyor.
Gasco’ya göre iki ülke arasındaki stratejik iş birliği devam edebilir. Ancak silah satışları, yaptırımlar ve anlaşmalara bağlı koşullar konusunda daha zorlu bir pazarlık dönemi yaşanabilir.
Uzman, geçmişte F-16 savaş uçakları ve modernizasyon kitleri konusunda yaşanan süreci de hatırlatıyor. Türkiye’nin talebi Biden yönetimi tarafından desteklenmesine rağmen Kongre’deki siyasi dengeler sürecin önünde engel oluşturmuştu.
Bilkent Üniversitesi’nden Profesör Özgür Özdamar ise Trump’ın seçim yenilgisinin Türkiye-ABD ilişkilerine doğrudan büyük bir olumsuzluk getirmeyebileceğini düşünüyor.
Ancak Özdamar, Trump’ın Türkiye’ye yönelik bazı vaatlerini hayata geçirme konusunda yeterli siyasi iradeyi ortaya koymadığını belirtiyor. F-35 programı, KAAN’ın motor tedariki ve F-16 modernizasyonu gibi başlıkları bu açıdan örnek gösteriyor.
Aslı Aydıntaşbaş ise S-400 sistemleri Türkiye’de bulunduğu sürece CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasının zor olduğunu vurguluyor.
Ankara’nın bu sorunun çözümü için yeni formüller geliştirmesi gerektiğini belirten Aydıntaşbaş, Pentagon ve Kongre ile doğrudan temasın önemine dikkat çekiyor.
ABD’deki seçim sonuçlarının ardından Trump’ın dış politikaya daha fazla ağırlık verebileceği değerlendirmesi de öne çıkıyor.
Uzmanlara göre özellikle Ortadoğu ve İran başlığı, Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceğinde belirleyici olabilir.
Riccardo Gasco, Türkiye’nin Suriye’deki varlığı, Karadeniz güvenliğine katkısı ve Rusya-Ukrayna savaşındaki arabuluculuk rolünün Ankara’ya önemli diplomatik avantajlar sağladığını düşünüyor.
Bu gelişmeler, Türkiye’nin Washington karşısındaki pazarlık gücünü artırabilecek unsurlar olarak değerlendiriliyor.
Ancak Özgür Özdamar, Trump’ın İran’a yeniden yoğunlaşması halinde Türkiye üzerindeki beklentilerin artabileceği uyarısında bulunuyor.
Olası bir İran savaşının Türkiye’yi ekonomik, siyasi ve güvenlik açısından olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.
Dolayısıyla Ankara’nın önündeki mesele yalnızca ABD ile savunma anlaşmazlıklarını çözmek değil, aynı zamanda bölgede büyüyebilecek bir krizin etkilerini de yönetmek olacak.
Washington’daki yeni siyasi dengelerle birlikte Türkiye’deki insan hakları ve demokrasi konularının yeniden gündeme gelip gelmeyeceği de merak ediliyor.
Trump yönetimi, Türkiye’deki muhalif siyasetçiler, gazeteciler ve kanaat önderleri hakkındaki soruşturmalar karşısında sessiz kalmakla eleştiriliyordu.
Ancak uzmanlar, Kongre’nin Demokratların kontrolüne geçmesinin ABD’nin Türkiye’nin iç siyasetine yaklaşımını otomatik olarak değiştirmeyeceği görüşünde.
Özgür Özdamar, Biden döneminde de benzer bir yaklaşım bulunduğunu ve büyük bir değişiklik beklemediğini belirtiyor.
Riccardo Gasco ise Washington’ın Türkiye ile ilişkilerinde güvenlik ve stratejik çıkarları önceliklendirmeye devam edeceğini düşünüyor.
Aslı Aydıntaşbaş’ın değerlendirmesi ise farklı bir noktaya işaret ediyor: Demokratlar ve Avrupa’daki müttefikler insan hakları ve demokratikleşme konularını daha fazla önemsiyor.
Bu nedenle Ankara’nın yalnızca Cumhuriyetçilerle değil, Demokratlarla ve Avrupalı müttefiklerle de dengeli ilişkiler kurabilmesi için bu alanlarda adım atması gerektiğini savunuyor.
YÜZDEYÜZHABER ANALİZ | ERDOĞAN İÇİN TRUMP’LA İYİ İLİŞKİ YETERLİ OLMAYABİLİR
ABD’deki ara seçimlerin Türkiye açısından ortaya çıkardığı en önemli sonuç, Washington’daki siyasi karar alma mekanizmasının yeniden şekillenmesi.
Trump ile Erdoğan arasındaki kişisel ilişkinin olumlu olması, iki ülke arasındaki bütün sorunların çözülebileceği anlamına gelmiyor. Çünkü F-35, CAATSA ve silah satışları gibi kritik konularda Kongre’nin tutumu belirleyici olabiliyor.
Geçmişte F-16 sürecinde yaşananlar da bunun somut örneklerinden biri.
Demokratların Kongre’de çoğunluğu elde etmesiyle birlikte Ankara’nın diplomasi trafiğini genişletmesi, yalnızca Beyaz Saray’la değil, Kongre ve Pentagon’la da doğrudan ilişki kurması daha önemli hale geliyor.
Ancak burada Türkiye’nin elindeki avantajları da göz ardı etmemek gerekiyor. Suriye, Karadeniz güvenliği, Rusya-Ukrayna savaşı ve bölgesel diplomasi Ankara’ya Washington karşısında önemli pazarlık başlıkları sunuyor.
Asıl soru şu: Türkiye bu stratejik avantajları kalıcı savunma ve diplomasi kazanımlarına dönüştürebilecek mi?
Trump’ın görev süresinin kalan bölümünde Türkiye’nin karşısındaki en büyük risk, verilen siyasi vaatlerin Kongre engeline takılması olabilir.
Ankara için mesaj açık: ABD ile ilişkiler artık yalnızca Trump-Erdoğan diplomasisi üzerinden yürütülemez. Kurumsal diplomasi, Kongre ile temas ve dengeli dış politika önümüzdeki dönemin belirleyici başlıkları olacak.
Demokratların Kongre’de çoğunluğu kazanması, Türkiye’nin savunma sanayii taleplerinin ve ABD ile yürüttüğü müzakerelerin daha zorlu hale gelmesine neden olabilir.
Türkiye’nin F-35 programına dönüşü, S-400 meselesi ve ABD’deki siyasi karar alma süreçleriyle bağlantılı. Demokratların Kongre’deki tutumu bu süreci zorlaştırabilir.
Uzman Aslı Aydıntaşbaş’a göre S-400 sistemi Türkiye’de bulunduğu sürece yaptırımların kaldırılması ihtimali düşük. Bu nedenle çözüm için yeni formüller ve diplomatik temaslar gerekiyor.
KAYNAKLAR
Brookings Enstitüsü – Aslı Aydıntaşbaş’ın değerlendirmeleri
İstanpol Enstitüsü – Riccardo Gasco’nun değerlendirmeleri
Bilkent Üniversitesi – Prof. Dr. Özgür Özdamar’ın değerlendirmeleri
Elif Demiral, YÜZDEYÜZHABER Ekonomi Politik Servisi’nde ekonomi yönetimi, kamu politikaları, makroekonomik gelişmeler, Merkez Bankası kararları, enflasyon, vergi düzenlemeleri ve çalışma hayatına ilişkin gelişmeler üzerine analiz ve haber dosyaları hazırlamaktadır.
Hazırladığı içeriklerde resmi kurum açıklamaları, mevzuat değişiklikleri, akademik raporlar ve uzman görüşleri esas alınarak okuyuculara sade, anlaşılır ve veri odaklı bilgiler sunulmaktadır. Tüm içerikler YÜZDEYÜZHABER yayın ilkeleri doğrultusunda hazırlanır.
Uzmanlık Alanları
Elif Demiral’ın hazırladığı diğer analiz ve haberleri görmek için Ekonomi Politik kategorisini ziyaret edebilirsiniz.
Fon ödemelerinde yeni takvim: 1 milyon TL’ye kadar anapara
1
Yılmaz Özdil Neden Ayrıldı? “Akın Gürlek” Krizi İddiası Ne?
21044 kez okundu
2
Altın Neden Yükseliyor? 2026 Rallisini Tetikleyen 5 Büyük Sebep
7946 kez okundu
3
AK Parti Oy Kaybı Derinleşiyor mu? Son Anketler Siyasi Dengeleri Değiştirdi
2599 kez okundu
4
Erdoğan Tanesi 80 Milyon Liralık 4 Ultra Lüks Araba Aldı!
1891 kez okundu
5
Gazzeli Doktordan Erdoğan’a Tarihi Mektup: “Sadece İzlediniz, Kandırıldık!”
1471 kez okundu
Trump’a Atılan Siyasi Tokat ABD’yi Sevince Boğdu!
ABD’de Dengeler Değişti, Erdoğan’a bomba uyarı! Trump Artık Yetmez
Ela Rümeysa Cebeci: Sadettin Saran ile Cilveleşiyorduk
Sarı Saç, Mavi Göz YumurtaTicareti! Yasak Aşk Herşeyi Ortaya Saçtı
Mescid-i Haram’da Cinsel Eylem İddiası! İki Kişi İdam Edildi
Dündar Ziya Gültekin Hayatını Kaybetti! Ankara Yolundaydı
Başörtüsü Yasağının Ardında Ne Var? Azerbaycan Basınından Bomba İddia
Fon ödemelerinde yeni takvim: 1 milyon TL’ye kadar anapara
Kim Bu Sayan Ailesi?
Turizmde Fuhuş Rezaleti! Neşet Koçkar Dahil 18 Kişi Gözaltında
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.