40,2607$% 0.13
46,7252€% 0.08
53,9495£% 0.21
4.320,96%0,56
3.334,69%0,33
10.219,40%-0,06
İslam tarihinin en güçlü, en entelektüel ve siyasi açıdan en aktif kadın figürlerinin başında gelen Hz. Ayşe’nin, Hz. Muhammed’in vefatının ardından tam 46 yıl boyunca neden bir daha hiç evlenmediği sorusu, Google arama motorlarında her gün binlerce gösterim alarak üst sıralara tırmanıyor. Bu tarihi soru, ilahiyat dünyasının dehası merhum Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün tevhidi ve rasyonel bakış açısıyla incelendiğinde, geleneksel hurafelerin tamamen ötesinde, doğrudan Kuran’ın kurumsal hukukuna dayanan devrimsel bir süreci ifade ediyor.
Emevi din anlayışının ve tarikat geleneklerinin yüzyıllardır kadını sadece eve hapseden hurafe merkezli anlatılarına karşı amansız bir teolojik savaş veren Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, kaleme aldığı “Asr-ı Saadet’in Büyük Kadınları” ve Kuran tefsiri çalışmalarında Hz. Ayşe’nin peygamber sonrası yaşamına çok özel bir büyüteç tutmuştur. Hz. Peygamber vefat ettiğinde henüz çok genç bir yaşta olan Hz. Ayşe’nin, ömrünün geri kalan 46 yıllık uzun sürecinde bir daha evlilik yapmamasının yegane sebebi, Kuran-ı Kerim’de yer alan kesin ve kurumsal bir ayet hükmüdür.
Google panellerinde ve arama motorlarında inanç dünyası tarafından her gün yoğun şekilde sorgulanan bu durum, Ahzab Suresi’nin 53. ayetinde yer alan evrensel kanunla sabittir. İlgili ayette Kuran, “Allah’ın Resulüne eziyet etmeniz ve kendisinden sonra onun eşlerini nikahlamanız (evlenmeniz) size ebediyen helal değildir. Çünkü bu, Allah katında çok büyük bir günahtır” diyerek net bir kırmızı çizgi çekmiştir. Yaşar Nuri Öztürk tefsirinde bu ayetin altını çizerek; peygamber eşlerinin sıradan birer kadın değil, tüm inananların “Müminlerin Anneleri” (Ümmehatü’l-Müminin) statüsünde olduğunu, dolayısıyla teolojik açıdan bir annenin evladıyla evlenemeyeceği gibi, müminlerin de bu saygın annelerle evlenmesinin yasal olarak ebediyen yasaklandığını belirtmektedir.
Geleneksel din tüccarlarının kadını erkeğe tabi bir köle gibi gösterme çabalarına Kuran rasyonalizmiyle karşı çıkan Yaşar Nuri Öztürk, Hz. Ayşe’nin 46 yıl boyunca evlenmemesini veya evlenememesini bir mahkumiyet değil, aksine İslam hukuku ve ilmi için muazzam bir özgürleşme dönemi olarak yorumlamaktadır. Öztürk’e göre Hz. Ayşe, bir daha evlenmeyerek ev işlerinin, koca sorumluluğunun ve kabile baskılarının uzağında kalmış; ömrünü tamamen Kuran felsefesine, fıkıh metodolojisine ve hadis tenkidine adamıştır.
İslam dünyasında en çok hadis rivayet eden (müksirun) isimlerden biri olan Hz. Ayşe, o dönem erkek egemen sahabe toplumunun ürettiği tüm uydurma ve hurafe hadisleri, Kuran’ın rasyonel süzgecinden geçirerek tek tek elemiştir. Erkek sahabilerin Kuran’a ve kadına aykırı görüşlerini adliye koridorları gibi kurulan ilim meclislerinde sert şekilde çürüten Hz. Ayşe, 46 yıl boyunca adeta ümmetin en büyük “başöğretmeni” ve “başmüftüsü” olarak kamusal otoritenin zirvesinde yer almıştır.
Yaşar Nuri Öztürk analizlerinde, Hz. Ayşe’nin evlenmeyerek kazandığı bu kurumsal dokunulmazlığın onu İslam siyaset tarihinin en radikal aktörlerinden biri haline getirdiğini vurgular. Hz. Osman dönemi ve sonrasındaki fitne süreçlerinde Hz. Ayşe, sadece odasında namaz kılan bir derviş değil; orduların başına geçip Cemel Vakası’nda siyasi kararlar alabilen, toplumsal stratejiyi yönlendiren devrimci bir lider pozisyonundadır. Eğer Hz. Ayşe o dönem herhangi bir kabile lideriyle veya sahabeyle evli olsaydı, o günün kabile asabiyeti ve erkek egemen gelenekleri onun bu kamusal dehasını boğacak, adını tarihten silecekti. Kuran’ın getirdiği bu evlilik yasağı, aslında Hz. Ayşe’yi evrensel bir bilim ve siyaset lideri yapmak için devlet refleksinin önünü açtığı ilahi bir koruma kalkanıdır.
Merhum Yaşar Nuri Öztürk’ün bu konudaki perspektifini bugünkü sosyolojiyle birleştirmek zorundayız. Günümüz tarikat ve cemaat barikatları, kadını sadece biat eden, evden çıkmayan, hatta sesinin bile günah olduğu iddia edilen hayali bir hurafe objesine dönüştürürken; Kuran’ın koruması altındaki Hz. Ayşe 46 yıl boyunca devlet yönetmiş, erkek ordularına komutanlık yapmış ve dinin sahte hadislerle çürütülmesine tek başına meydan okumuştur.
Hükümetin bugün dikey olarak önünü açtığı muhafazakar aile modelleri ve meclis kulislerinde tartışılan 12. Yargı Paketi gibi sivil hayatı daraltan yasal düzenlemeler ikliminde, Hz. Ayşe’nin bu bağımsız duruşu tam anlamıyla bir teolojik devrimdir.
Hz. Ayşe’nin Peygamberimizin vefatından sonra bir daha evlenmemesinin nedeni, Kuran-ı Kerim’deki Ahzab Suresi 53. ayetidir. Bu ayetle Peygamber eşlerinin (Müminlerin Anneleri) başkalarıyla evlenmesi ebediyen yasaklanmıştır.
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’e göre bu yasak Hz. Ayşe’yi kabile ve koca baskısından kurtarmış; onun 46 yıl boyunca bağımsız bir bilim kadını, başmüftü ve siyasi bir lider olarak İslam’ı hurafelerden temizlemesini sağlamıştır.
Peygamber efendimizin vefatının ardından eşlerinin müminlerle evlenmesini kesin ve ebedi olarak yasaklayan hüküm, Kuran-ı Kerim’deki Ahzab Suresi’nin 53. ayetinde açıkça yer almaktadır.
KAYNAKLAR: Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk — Asr-ı Saadet’in Büyük Kadınları ve Kuran-ı Kerim Tefsiri Arşivi — Kuran-ı Kerim, Ahzab Suresi 53. Ayet Semantik İnceleme Metni — Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi ve Hadis Metodolojisi Akademik Tezleri
✔️ Bu içerik YÜZDEYÜZHABER Editör Grubu tarafından tamamen özgün analizlerle desteklenmiş olup, YüzdeYüzHaber’in yayın ilklerine uygun olarak hazırlanmıştır.
Umay Ana ne demek? Kuran’da Umay ismi geçiyor mu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.